Atze
-=Forum Tazesi=-


Age: 25
Kayıt: 26.09.2007
Mesajlar: 74
Şehir: Bursa

|
|
1 - Çiçeklerin Kanı ; Anita Amirrezvani; Tercüme: Umut Uğur
ODTÜ Yayınları;
Kasım 2007, 1. Baskı, 471 sayfa, Türkçe, K. Kapak.
Çiçeklerin Kanı, XVII. yüzyıl İran’ınında evlenme çağına yaklaşan 14 yaşında bir köylü kızın hikâyesidir.
Yaşadıkları köyde babasının beklenmedik ölümünden sonra annesi ile birlikte İsfahan’da yaşayan ve Şah için halılar dokuyan üvey amcasının yanına taşınırlar. Annesi ile birlikte hizmetçi olarak yaşamaya başlayan genç kız orada gizli bir muta (para için belli bir süreliğine bir sözleşme ile yapılan evlilik) nikâhına evet demek zorunda kalır...
Yaşadığı olağandışı zorluklara rağmen halılara ve desenlere olan tutkusundan vazgeçmeyen genç kız, artistik dehasının ona sunduklarıyla olağanüstü güzellikte halılar üretmeye başlar.
'Son derece sıcak ve içten bir anlatıma sahip olan doğu edebiyatının en güzel öyküleriyle süslenmiş, ipek bir halıya benzeyen bu kitap bir solukta okunacak ve insanların kafasında derin izler bırakacaktır.'
Publishers Weekly
2 - Sırça Tuzak ; Nermin Bezmen
Remzi Kitabevi;
2007, 1. Baskı, 13x21, 375 sayfa, Türkçe, K. Kapak.
Nesillerin birikimiyle büyümüş bir sanayi imparatorluğu ve bu imparatorluğu yöneten son iki nesil aile bireylerinin dışarıdan gıptayla izlenen birlik ve beraberlikleri.
...Ve içlerinden biri; hırslı, kıskanç, megaloman, küstah, yalancı' Ruhsuz varlığını bu imparatorluğa tek başına sahip olmaya adamış ve şeytanıyla buluşmuş bir adam.Sadece kendini seven, her şeyi herkesten iyi bildiğine, en mükemmel olduğuna inanan bu adamın bilmediği bir şey vardı: İhtiraslar yetenekleri aşınca bundan trajedi doğması kaçınılmazdı ve onun arsız hayalleri, hem dev bir holdingi hem koca bir aileyi çatırdatacaktı.'Bütün imparatorluklar hazımsızlıktan ölür. demiş Napoléon Bonaparte. Bu kitaptaki öykü, Vardar İmparatorluğu’nun ölüm tuzağında birinci perdedir.
3 - Yedi Kapılı Kırk Oda ; Murathan Mungan
Metis Yayınları;
Kasım 2007, 1. Baskı, 13.5x19,5, 336 sayfa, Türkçe, K. Kapak.
Murathan Mungan'ın Kırk Oda kitabı ilk kez 1987'de yayımlanmıştı. Yazar daha o sıralar, zaman içinde kırk öyküden oluşacak bir büyük toplama çalıştığını söylüyordu.1999'da Üç Aynalı Kırk Oda, ilk kitaptan tam yirmi yıl sonra şimdi de Yedi Kapılı Kırk Oda geldi.
Kitapta yedi öykü yer alıyor: 'Dumrul ile Azrail', 'Kan Kalesi', 'Robenson ile Cruose', 'Mavisakal', 'Hamlet ile Hitler', 'Wagner Körfezi', 'Güvercin Gömleği'.
Varoluşun, kendini var etmenin yedi kapısına işaret etmeyi, giz düşürmeyi amaçlayan bu öyküler, Murathan Mungan'ın sadık okurlarını sevindirecek izlerle dolu.
4 - Esprileri İle İçimizden Biri Atatürk ; İlknur Güntürkün Kalıpçı
Epsilon Yayınevi;
Aralık 2007, 1. Baskı, 16x24, 320 sayfa, Türkçe, K. Kapak.
“Bence bugünler; Atatürk’ün ölümünü değil, ölümsüzlüğünün nedenlerini tartıştığımız günler olmalıdır.
Bence bugünler; Türkiye’nin kurtuluşunu başka ülkelerin başka lider ve sistemlerinde arama gafletinde olanlara hatırlatma günleri olmalıdır.
Bence bugünler; Atatürk’ün sarı saçlı, mavi gözlü bir devdi şeklinde ezberletilen şekilciliği bırakıp, O’nun ilkelerini, devrimlerini açıklayarak, anlayarak, benimseyerek sevdireceğimiz ve uygulatacağımız bir hale nasıl getirebileceğimizi düşünme günleri olmalıdır.
Ve bugünler; Atatürk’e kaç çiçek ektiğimizin veya kaç ağaç kestiğimizin, kaç kitap okuduğumuzun veya kaç yolsuzluk yaptığımızın, kaç fabrika açtığımızın veya kaç fabrika kapattığımızın hesabını verdiğimiz günler olmalıdır.”
5 - Komutanların Yazgısı ; Leyla Yıldırım
Kaizen;
Kasım 2007, 1. Baskı, 14x20, 372 sayfa, Türkçe, K. Kapak.
Bütün savaşlar acıdır, yıkıcıdır. Bütün savaşlar onulmaz izler bırakır ama resmi tarih kitapları acıya fazlaca prim vermez. Basit bir bilânço hesabıyla yaklaşılır: kayıp ve yaralı sayısı, taarruzların sonuçları, askeri başarılar/başarısızlıklar ölçülüp biçilir ve kâr/zarar hanesine yazılır.
Cephedekiler için, cephe gerisindekiler için, yüreğinin bir parçası savaşanlarla birlikte atanlar için ayrıca bir kalem yoktur. Onlar topyekûn ya vatanını savunanlar, ya vatanı işgal etmeye kalkışan düşmanlar ya da savaşanların yakınları olarak anılırlar, o kadar. Küçük hayatların savaşta yaşadıkları büyük acılara tarih kitaplarında yer yoktur. Kendi kişisel tarihlerini kendi kendilerine yaşarlar; acılarını içlerine gömerler. Aynen Çanakkale Savaşı’nda olduğu gibi...
Gülnihal, annesinin ölümünün ardından babası tarafından, tıp eğitimi alması için daha çocuk sayılabilecek bir yaşta İngiltere’ye gönderilir. On bir senenin sonunda babasının ölüm haberini alınca, evine, Gelibolu’ya dönmeye karar verir. Uzun gemi yolculuğunda İngiliz bir teğmenle tanışıp arkadaşlık kurar. Sonunda evine döner. Artık hayatında yalnızca ağabeyi Binbaşı Tevfik vardır, bir de Fatma Hatun Konağı’ndaki dostları. Ancak bundan böyle Gelibolu’da her şey farklı olacaktır. Savaş kapıdadır. İngilizler ve Avustralya ile Yeni Zelanda birliklerinden oluşan Anzaklar, Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’u ele geçirip son Haçlı Seferi’ni tamamlamak niyetindedirler.
İşte İskenderiye’den Limni’ye, oradan da Gelibolu’ya uzanan bu yolculukla birlikte Gülnihal’in, ağabeyi Tevfik Çelebi’nin, Teğmen Murray’in ve Peter Gordon’un yazgıları ister istemez kesişir ve onları savaşın karanlığına doğru sürükler.1915 yılı, Gelibolu Yarımadası’nda şafağın sökmeyeceği bir gece olarak yaşanır.
|
|
|
|
_________________ ₣α₫€ ŧǿ βŁαċK ...
|
|